MENÜ
Ankara 11°
Meclis TV
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
KALICILIĞIN MUHASEBESİ: ANKARA’NIN MODERNLEŞME İMTİHANI
Talat Paşa Aydemir
YAZARLAR
19 Eylül 2025 Cuma

KALICILIĞIN MUHASEBESİ: ANKARA’NIN MODERNLEŞME İMTİHANI

Modernleşme, şehirler için çoğu zaman bir dağılma riski taşır. Yeni olan hızla gelir, eski olan savrulur. Ankara’nın farkı, bu riski baştan fark etmiş olmasıdır. Şehir, modernleşmeyi bir yarış değil, yerleşme meselesi olarak ele almıştır. Yerleşmek, aceleye gelmez. Ankara, acele etmedi.

Erken Cumhuriyet’ten itibaren Ankara’da atılan adımların ortak özelliği, kalıcılık kaygısıdır. Yapılanlar, yalnız bugünü kurtarmak için değil; yarını taşımak için düşünülmüştür. Bu kaygı, şehrin mimarisinde, kurumlarında ve toplumsal düzeninde hissedilir. Ankara, kendini tüketen bir merkez olmadı; kendini taşıyan bir merkez oldu.

Modernleşme sürecinde Ankara’nın en büyük başarısı, geçmişle hesaplaşmayı bir yok etme biçimine dönüştürmemesidir. Eski şehir bütünüyle silinmedi, eski alışkanlıklar tamamen tasfiye edilmedi. Şehir, geçmişiyle konuşarak ilerledi. Bu konuşma bazen sertti, bazen suskun; ama hiçbir zaman kopuk olmadı. Kopukluk, şehirleri köksüzleştirir. Ankara, köksüzleşmedi.

Ankara’nın başkent olarak kalıcı olmasının sebebi de budur. Başkent olmak, yalnız idari bir tercih değildir. Bir şehrin bu yükü taşıyabilmesi gerekir. Ankara, bu yükü abartmadan ama ciddiye alarak taşıdı. Şehir, kendini devletin önüne koymadı; ama devletin arkasında da kalmadı. Yan yana durmayı bildi.

Modernleşmenin getirdiği yeni kurumlar, yeni diller ve yeni ritimler Ankara’yı dönüştürdü; ama bu dönüşüm, şehrin insanî ölçüsünü yok etmedi. Hayat, bürokrasiye tamamen teslim olmadı. Mahalle yaşadı, çevreyle bağ sürdü, gündelik hayat devam etti. Ankara, modernleşirken insanını kaybetmedi.

Bu yüzden Ankara’da modernleşme, bir vitrin başarısı olarak anlatılamaz. Ankara, dünyaya gösterilecek bir dekor üretmedi. O, devleti ayakta tutacak bir zemin kurdu. Zemin kurmak, görünmez bir iştir. Ama en zor iştir. Ankara, bu zorluğu üstlendi.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, Ankara’nın modernleşme süreci bir “başarı hikâyesi” olarak değil; bir süreklilik hikâyesi olarak okunmalıdır. Şehir, parlayarak değil; dayanarak ayakta kaldı. Dayanmak, Ankara’nın tarih boyunca bildiği bir şeydi. Modernleşme, bu bilgiyi yok etmedi; aksine pekiştirdi.

Ankara’nın başkent oluşu, bir son değil; bir başlangıçtı. Ama bu başlangıç, geçmişi silerek değil; geçmişi taşıyarak yapıldı. Bu taşıma hâli bozulmadığı sürece Ankara, yalnız bir başkent olarak değil; bir merkez şehir olarak varlığını sürdürecektir.

Ankara’nın modernleşme imtihanı, işte bu noktada kazanıldı:
Değişti, ama savrulmadı.
Yenilendi, ama yabancılaşmadı.
Büyüdü, ama taşkınlaşmadı.

Şehir, değişerek devam etmeyi başardı.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Meclis TV